29 Haziran 2015 Pazartesi

Güllü Tutacaklar...

Bugün Ankara sıcak ve bulutlu. Haberlerde yağmur yağacağını söylüyordu. Yaz sıcaklarını hiç sevmem ama güneşi özledim. Sürekli kapalı bir hava da bana göre değilmiş. Günümü güzelleştirmek adına yine bir kaç ay önce ördüğüm tutacakları eklemek istedim bloğuma.Bunlardan örmeyi hep istemişimdir ama hiç fırsatım olmamıştı. Modelini nette bulunca hemen başladım. Gülleri annemin eski orlonları ile ördüm. Beyaz kısımları ise Kartopu Perle ile.
 

 Bununkinin gülleri ebruli lif ipiyle örüldü.
Toplu halde resimleri...
Yine kendime ebruli lif ipiyle ördüğüm lifim. Bu modeli çok sevdim ve bir de bebek battaniyesi ördüm. Onu da sonraki posta koyayım..
Sevgiyle kalın....

26 Haziran 2015 Cuma

Günler Böyle Geçiyor İşte....

Günler alışmaya çalışmakla geçiyor. Nerede babamı hatırlatan bir şeyler görsem ya da hatırlasam ağlamak istiyorum. Sanırım ağlamak bitse de hissedilen hüzün hiç bitmeyecek...
Geçenlerde kafamı dağıtmak için  blogları gezerken Selma hanımın yaptığı dantel runnerı gördüm ve aynı modeli 5-6 ay önce ördüğümü hatırladım. Tembelliğimden resmini eklememişim. Şimdi ekleyeyim dedim ve karşınızda benim ördüğüm runner..
 Selma hanım modeli biraz değiştirmiş, bende biraz daha büyüttüm. İpim DMC Tranditions ve tığım 1,75 numara..
 Çok keyifli bir modeldi, benim gibi dantel örmeyi sonradan öğrenenler için bile kolaydı.
 Burada da daha detaylı resimleri var...

 Sevdiklerimizle, değer verdiklerimizle beraber güzel bir hafta sonu dileğiyle...

12 Haziran 2015 Cuma

Babacığım...

İhsan GEREK  (1943-2015)
Ne kadar zormuş. Elim hiç gitmedi ama yazmak zorundaydım. Babamı 15 Mayısta kaybettik. Şeker hastalığı yüzünden son yıllarında çok çekti.
NURLAR İÇİNDE YAT BABACIĞIM....

13 Mayıs 2015 Çarşamba

Geçen Günler...

Günler bazen yavaş bazen de inanılmaz hızla geçiyor. Hayatımızda kayıplar yaşıyoruz, üzülüyoruz. Sonra her şeye inat hayatımıza devam ediyoruz güzeliyle, acısıyla kabul ediyoruz. Geçen ay büyük dayımı kaybettik, yaşlıydı, 87 yaş gibi bir yaşa aklından ve sağlığından kayıplar vermeden gelmişti. Çocukluğu ve gençliği Bulgaristan'da geçmiş dayımın, hatta askerliğini de orada yapmış, 1950'li yıllarda ailecek Türkiye'ye göç etmişler. Bütün göçmenlerin yaşadığı sıkıntıyı onlarda yaşamış ama çok çalışarak ayakta durmuşlar. Zaten benim tanıdığım bütün göçmenlerin ortak özelliğidir çok çalışmak. Yaşadığı gibi kimseye yük olmadan bir gün içinde uçup gitti dayım. Çocukluğumun bir parçası da onunla birlikte anılara karıştı. Perihan yengem, dayım, anneannem ve babaannem çocukluğumun özel  parçaları dayımla birlikte tamamen göç etti bu hayattan. Annem çok üzüldü, en son istediği için örüpte giydirdiği patiğe seviniyor, iyi ki istemişte yapmışım diyor. Dayım yaşlıydı ama sevilen kaç yaşında olursa olsun acı aynı acı, sadece yaş teselli oluyor. Geçen aylarda sevgili Tülin abla oğluşlarının babasını kaybetti, İlhan bey daha 50'lili yaşlarındaydı, uzun bir süre hastalığın onu nasıl bitirdiğine şahit olduk. Tülin ablanın itinalı bakımıyla o kadar yaşadığını düşünüyorum. İşte hayat böyle devam ederken, bir gün Cihan hanımı da kaybettiğimizi öğrendim. Cihan hanım, yaptığı el işlerine hayran olduğum zarif ve acılarla olgunlaşmış tam bir hanımefendiydi. Onun geceleri yayınladığı  postlarını okumadan  uyumazdım. Çok üzüldüm, yakın bir arkadaşımı kaybetmiş gibi oldum. Allah hepsine rahmet eylesin.
Çok üzüntülü bir post oldu ama yazmak iyi geldi. Bugün Soma'da ölen madencilerimizin ölüm yıldönümü. Yakınlarının acılarını düşünemiyorum. Suçluları ise serbest, vicdanları kapkara meydanlarda. Buı arada Kenan Paşa'yı anmadan geçmiyeyim. Onun için  iyi bir şey dilemiyorum, söylenecek çok şey var ama  bu kadar insanın nefretini kazanması yeter bence.
Günlerim  böyle geçti arkadaşlar. Bugün bloğuma girdiğimde gördüğüm yorumlara mutlu oldum. Bir şeyler eklemek istedim ama kayıplarımızı anmadan geçemedim işte. Son zamanlarda örgüye, dikişe yani hayatı renklendirmeye devam ettim. Onlar sonraki postlara kalsın ama söz, kısa zamanda ekleyeceğim.
Sevgilerimle...
 
 

9 Nisan 2015 Perşembe

Saksı Kılıfı da Ördüm...

Bloğuma bir süredir post eklemiyordum, bugün zamanın ne kadar hızlı geçtiğini farkettim. Dışarıda lapa lapa kar yağarken son yaptığım ve çok keyif aldığım projemi paylaşmak istedim. Örgüyü çok severim ama gereksiz olduğunu düşündüğüm şeyleri yapmamaya çalışırdım,şimdiye kadar. Son zamanlarda ise ne hoşuma gidiyorsa üşenmiyorum onu örüyorum.Saksılara kılıf örme olayını bir süredir nette görüyordum ve bir akşam otururken aklıma düştü. Çok beğendiğim bir modele başladım, ertesi gün arkadaşlarımın dalga geçmesine rağmen öğle arası devam edip, akşamına evde bitirdim. 
 En sevdiğim çiceklerden birinin saksına geçirdim.
Ne iyi yapmışım, ruh halime iyi geldi.Değişik şeyler örmek isteyenlere tavsiye ederim.Sevgilerle...

13 Mart 2015 Cuma

Küçük Şirine ve Pelerini...

Haftayı güzel bir postla bitirmek istedim Bu şirine eltimin küçük kızı ve yeğenlerin en miniği. Geçen hafta sonu bir yaşını kutladık. Sevdik, sevdik, doyamadık..
Doğum günü hediyesi olarak bir pelerin ördüm. Elbisesi ile tam takım oldu. Modeli basit, kısaca açıklayayım. İpim makine yünlerinden, 47 sayı başlayıp, 3 sıra haraşo örülüyor. Daha sonra tam ortadaki ilmeğin kenarlarından bir ilmek arttırıyorsunuz.
Yanlardan arttırma yok.Kenar oyası olarak hep kullandığım modeli uyguladım.
Kenarındaki süsü Çıkrıkçılardaki bir tuhafiyeciden buldum.Pelerinin bütün havasını değiştirdi.
Küçük hanımı ayakta poz vermeye ikna edemedik, bizde böyle resimledik.
Dünyada bir çocuğun sevimliliği ve masumiyetinden daha güzel bir şey yok değil mi?
Herkese keyifli bir haftasonu dilerim....